Günümüz milletvekilleri siyasete dahil olan, olmayan her konuda o işin üstadı gibi yorumlar yapıyorlar. Bir insanın çeşitli konularda fikri olması elbet ki iyidir fakat enine boyuna araştırma yapmadan iddialı konuşmalar gerçekleştirmek kamuoyu ve halkın bilinci için oldukça tehlikelidir.

Bu düşünceye tarih dolayısıyla biraz örnekler verelim; insanlarımızın bir şeyi araştırma, teyit etme tembelliği halkların yanlış şekilde yönlendirilmesine sebebiyet vermiştir. Hitler’in propoganda bakanı Gobbels’in “İnsanların beyin tembelliğini gördükçe, her istediğimizi yapabiliriz.”, “Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır.” ve “Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin” gibi demeçlerinin neredeyse tamamının AKP hükümetinin kullandığını ve uyguladığını hepimiz biliyoruz. Örneklendirecek olursak; sözde video kayıtları olan Kabataş olayı 2013 yılında propoganda olarak kullanılırken halen daha bir video yayınlanamadı. Akp seçim propogandalarından olan “yerli savaş uçağımızı yapıyoruz”, “elektrikli otomobil yapıyoruz” gibi yalanları halen daha göremiyoruz. Sözü şuraya bağlayalım bitmeyen yalanlar ve vaatler örgüsünde yalnızca bir hiç mevcut.

 

Milletin en saygın konumlarından olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiş, halkın temsilcisi olan vekiller nasıl bu kadar rahat yalan söyleyebiliyor ya da neden bu kadar utanmazlar düşününce akla tek bir cevap geliyor. Eğitim.

Çok uçuk gelse de ilk meclisle karşılaştırarak ilerleyelim. İlk mecliste 288 milletvekili yüksek öğrenim, 94’ü ise orta öğrenim mezunu kişilerden oluşmaktaydı. Bu meclis ülke kaos içerisindeyken oluşturulmaya çalışılmış aciliyeti olan bir meclisti. Milletvekilleri arasında asker, din adamı, devlet memuru, sanatçı ve aydınlardan oluşan karma bir gruptu. 378 milletvekilinin 162’si bir veya birden fazla yabancı dil biliyordu. Söylemeye çalıştıklarım yanlış yere çekilmesin ama eğitim düzeyi yüksek ve üreten beyinlerin olduğu meclisten özgürlüğünü kazanmış ve yükselişiyle parlayan bir Türkiye Cumhuriyeti yaratıldı. Günümüz meclisine gelecek olursak yine avukatlar, doktorlar, mühendisler mevcut lakin siyasetin üst yönetimdeki kademelerde aynı meslek profilleri giderek azaldığını görebiliyoruz.

Bir diğer söz konusu veri de meclisin yaşı. Mesela Atatürk meclis açılırken 39 yaşında, İsmet İnönü 36 yaşındaydı. Kurulan ilk meclisin %50sinden fazlası 40 yaşın altındaydı ve böyle bir mecliste yaş ortalaması 43.3 idi. Günümüz meclisi hakkında net bir sonuç olmasa da kimi makaleler doğrultusunda görülebiliyor ki 53-54 yaş civarlarında bir meclis yaş ortalamamız mevcut.

Söz gelimi şudur ki cihat kavramlarıyla doldurulmuş bir eğitim yerine düşünmeyi, üretmeyi ve uygulamayı getirecek pozitif bilimlerle dolu bir eğitim inşası gerekmektedir. Bu eğitim yüksek profilli insanlar, yüksek profilli vekiller ve yükselen bir ülke yaratır ve böylece de kimi milletvekilleri yaptığı ahlaksız suçlama ve yalanlardan yüzü kızaracak bir onura erişebilir.

Ne demiş Hayyam;

Celladına aşık olmuşsa bir millet,
İster ezan ister çan dinlet,
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
Müstehaktır ona her türlü zillet.

İşte bizler bu zilletlerin önüne geçmeye çalışan gençler olarak buradayız.

-Feridun Öncel

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: