Annenizin değil, kalbinizin istediği yeri yazın


Üniversite tercih maratonu dün başladı. Öğrenciler kalemleri kağıtları kuşanarak fellik fellik üniversite aramaya başladı. Bende bu yollardan geçmiş belki ağabeyleri, belki de bir kardeşleri olarak onlara iki çift laf etmek isterim.

Üniversite hayatı anlatılan kadar ihtişamlı olmasa da herkesin yaşamak isteyeceği türden bir hayat. Paraya sıkışmanız, başka bir şehirde, başka ellerde gurbette olmanız ne kadar göz korkutucu olsa da o kadar zevkli ve eğlenceli. Size çok şey kattığını rahat hissediyorsunuz. Tam da şu sıralarda, evet bu saatler yanlış söylemiyorum. Öğleden sonra haber kuşaklarında Prof’lar, Doç’lar ve Yardoç’lar çıkarak size tercihler hakkında akıl veriyor, vakıf üniversitelerinin temsilcileri kendi üniversitelerini övüyor olacaklar. Bir iki kanal gezerseniz eminim rastlarsınız. Her senenin klasiğidir. Siz onlara kulak asmayın, üniversite tercihinizi puanınıza göre değil de sıralamanıza göre yapacağınızı öğrenmişsinizdir. Öyleyse gerisi boş.

***

20.000 sıralama kadar üstten hayalinizdeki mesleği yazmaya başlayın. Şehir faktörü de önemli. Çünkü  gider gitmez kolay alışabileceğiniz ve mesleğinize uygun bir şehirde okumalısınız. Yani kardeşim, Radyo,Televizyon ve Sinema okumak için Urfa’yı veya Diyarbakır’ı yazmaya kalkma. Mümkünse İstanbul, İzmir, Ankara dolaylarında kal. Onun haricinde yazacağın şehrin ekonomik, sosyal, siyasal özelliklerini de öğrenmeyi unutma.

***

Üniversiteyi okuyacak kişi sizsiniz. Burada önemli olan sizin yetenekleriniz, kişiliğiniz, becerileriniz. Parası az veya çok diye meslek seçimi yapmak sizi yanıltır. Kimsenin  hayallerinize karışmasına ve hayallerinizi küçümsemesine müsaade etmeyin. Sizin hayatınız, sizin seçimleriniz. Her sabah sevmediğiniz bir işe gitmek ister miydiniz? Sorulması gereken soru aynen az önce sorduğum soru. Nedeni ise hayatta yapacağınız iş sizin bir parçanızdır. Meslek seçimi hayatta yapılacak  seçimlerden en önemlisi olmasa da önemlilerinden biridir.  Mesleğini iyi yapan biri mutlaka para kazanır. Az veya çok orasını bilemem. Fakat mesleğini sevmeyen biri ne kadar çok para kazansa da mutlu olamaz. Severek yaptığınız bir iş mi? Zorla yaptığınız bir iş mi? Yapılacak seçim bundan ibaret.

***

Anneniz, babanız, aileniz mutlaka sizi yüksek yerlerde, iyi işlerde görmek isteyeceklerdir. Hakları da, fakat bu hayatta herkesin doktor, avukat veya öğretmen olma zorunluluğu yoktur. Bir bisiklet tamircisi, marangoz ustası veya terzi ile ailesi gurur duyamaz mı? Neyse, size saydığım meslekleri tavsiye etmiyorum. Yanlış anlamayın, ama bu hayatta asıl önemli olan, hangi  işi yapıyorsan doğru, dürüst, ilkeli yapman gerektiğidir. Bunlar haricinde yaptığın mesleğin çok fazla bir önemi yok. Hele Türkiye’nin hukuçu’dan, tıpçı’dan, eğitimci’den çok, işini iyi yapan insanlara ihtiyacı var.

***

Teknik konulardan anladığım pek söylenemez. Dikkat ederseniz teknik meselelere hiç girmedim. Ama iyi bildiğim bir şey var. Seçtiğiniz hayatı anneniz veya babanız yaşamayacak. Siz yaşayacaksınız, işte tamda bu yüzden tercih yaparken, kalbinizi dinleyin, annenizi değil. Kazanan siz olursunuz.

Barış Yahya Çinçin

19 Temmuz  2017

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: