Günler geçtikçe siyasetler değişiyor ve gitgide daha radikal bir çizgiye doğru sürükleniyoruz. Kimilerine göre tesadüf bizlere göre planlı bir eylem niteliğinde olan bu değişkenliği hızlandıracak ya durduracak tek bir şey vardır; eğitim.

Düşünün ki 1920’li yıllarda yeni kurulmuş bir cumhuriyet, %6’larda okuma oranı olan bir millet, savaşlarda nice değerlerini, hocalarını kaybetmiş okullar, cepte 5 kuruşu kalmamış, Osmanlı’dan kalan borçlara sürüklenmiş bir ekonomi var. Bu durumda bir aydınlık bir eğitim düzeni kurulabilir miydi? İşte tarihin getirdiği gerçekler doğrultusunda umudu kaybetmemeyi biz Atamızdan öğrendik. Nasıl ki o dönem çağdaş ve ulusal bir eğitim sistemi kurulduysa bugün de kurulabilir. Peki gelelim nasıl?

Atatürk’ün 1 Mart 1922 tarihinde söylediği gibi 2017 yılında da “Bundan sonra takip edeceğimiz yol, cehaletin yok edilmesidir.” Cehaletle mücadele elbet ki kolay değildir ama esaslı ve başarılması mümkün bir hedeftir. İlkokul yıllarımızda olduğu gibi milli eğitim ulusal, çağdaş ve kemalist yollarda ilerlemelidir. Milli olmayan, kendi atalarını ve ilkelerini tanıtmayan bir toplum zayıflamaya ve yok olmaya muhtaçtır. Yeni kurulmuş bir cumhuriyet ziraat fabrikaları kurmuş, uçak fabrikası kurmuş kendi milletindeki insanlara yatırım yapmış ise kalkınma ve aydınlanma yolu yine aynıdır.

Bizlere düşen görevler köylere girmektir, daha çok okumaya, daha çok araştırmaya yönlendirmektir. Halkla samimiyeti sağlamaktır, doğu-batı demeden her yere ilimi götürmektedir. Tıpkı Atatürk’ün ‘Çağdaş Üniversite Projesi’ kapsamında Van ve Diyarbakır’a üniversite kurulması ve bölgelerin de eğitim ve kültür bakımından kalkındırılması gibi. Kendisinin ömrü bu üniversitelere kurmaya yetemedi ve doğudaki bu üniversiteler 70-80li yıllarda kurulabildi. Eğitimin niteliği kadar eğitim verecek kişilerin yetkin ve kaliteli olması bir o kadar önem arz etmektedir. Bu bakımdan bilinçli, aydınlıkçı hocalarımızın yetiştirilmesi ve durmadan yenilikler yaratması önem arz etmektedir.

Geçmişten ve planlamalardan bahsettik günümüzü en sona bırakalım dedik. İşte bugün eğitim müfredatından Atatürkçülük çıkartılıyor, kılık kıyafet değişikliğiyle sakalın cübbenin önü açılıyor, Türkiye milli benliğinden koparılıp karanlığa atılmaya çalışıyor. Zamanında Amerikancı radikal gruplar ve dışarı güçler tarafından finanse edilmiş günümüzde dahi çalışma gösteren İlim Yayma Cemiyeti’nin çalışmalarıyla eğitimde Halkevkeri, Köy Enstitüleri, Fen Liseleri ve Üniversiteler yerine İmam-Hatipler’e verilen finansman giderek artmaktadır. Çağdaşlığını ve pozitif bilimlerini kaybeden bir millet bir gün ya birinin mandası olur ya da birilerinin istilasına uğrar. Sayın yetkililerimizi milli eğitimin temel kilit taşlarını kaldırmamaları konusunda uyarıyoruz.

Bizler öyle ya da böyle aydınlığa bu milleti ulaştıracağız.

“Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”

Feridun ÖNCEL

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: