Ülke olarak kuşkusuz Cumhuriyetin ilk yıllarına göre ilerledik. O günden bugüne binlerce yeni fabrika kuruldu. Yeni üniversiteler açıldı. İleriye dönük yeni adımlar atıldı ve ülke olarak büyüdük. İlerledik ama ilerlerken onlarca ülkeye göre geriledik.

Cumhuriyetin ilanı sonrası ülkemizde dev sanayi atılımları yapılırken henüz bağımsızlığını dahi kazanamamış olan Hindistan’ın sanayisi bugün bizim ilerimizde.

Birbiri ardına gelen devrimlerle Türk kadını Avrupa’dan da önce anayasal haklarını kazanmışken ve Türkiye, Milletlerarası olarak düzenlenen ilk Dünya Kadın Kongresine ev sahipliği yaparken bugün kadın haklarında dünyanın en geri ülkeleri arasına girdik. Öyle ki kadınlarımıza şort giydiği için saldıran yobazlar dahi elini kolunu sallayarak geziyor.

Yıllarca süren savaşların miras bıraktığı yoksulluğa rağmen Atatürk döneminde uçak üretip, yurt dışına satarken bugün yurt dışından uçak alıyoruz.

Bugün geçiniz bir ülkeyi onlarca şirketin ar – ge araştırmalarına ayırdığı bütçe bile ülkemizin ar-ge araştırmalarına ayırdığı bütçenin kat ve kat üstünde.

Eğitim de, bilim de, ekonomi sahasında ve bir çok nokta da büyüdük sanırken aslında hep geriledik ve gerilemeye devam ediyoruz. Geriliyoruz çünkü: sorunların temeline inmeyip yüzeysel tartışmalarla vakit kaybediyoruz. Geriliyoruz çünkü: siyasetçi yetiştiremiyoruz. Bu ülke marangozunu, polisini, aşçısını her meslekten ustalarını yetiştiriyor da tüm ülkeyi yönetecek kaliteli devlet adamları yetiştiremiyor. Peki devlet adamı yerine ne yetiştiriyor ? Şovmen ! Şovmenler, halkın yararına değil koltuğu koruma derdinde siyasetçiler… Bu yek bir partinin değil hemen hemen tüm partilerin genel sorunu ve bu sorunu bertaraf edip kaliteli devlet adamları çıkaramadığımız müddetçe ilerledik sanırken gerilemeye devam edeceğiz. Sadece sesi yüksek çıkanlara inanıp, boş vaatlerle kandırılacak, Ulu Önderin gösterdiği hedefe çağdaş ve medeni devletler seviyesine asla ulaşamayacağız.

Bunu çözmenin yolu koltuğa yapışanlara artık dur demektir. Sloganvari cümlelerle şov yapan siyasetçilerin değil somut cümlelerle konuşan, kendini yetiştirmeyi başarmış yeni yüzlerin arkasından gitmektir. Değişimin önünü açmaktır !

 

Ahmet Ayçiçek

29.6.2017

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: