Böyle şehre, böyle yöneticiler yakışmıyor

İskenderun; bilmeyeniniz yoktur. Olsun ben yine de üzerinden geçeyim. Hatay’ın on beş ilçesinden biri, Türkiye’nin en büyük ilçelerinin başında geliyor. MÖ 333 yılında Büyük İskender’in İsos yakınlarında kazandığı zaferden sonra Alexandretta adı ile kuruldu. Bu şehir kurulmadan önce yerinde bir Fenike şehri vardı. Makedonya kralı Büyük İskender’in, Pers Şeyhi III. Darius’a ile savaşında üstünlük sağlamasının ardından temelleri atıldı. Büyük staratejik öneme sahip olması, bulunduğu coğrafya ve Ortadoğu’ya geçiş konumunda yer aldığı için birçok defa işgale uğradı.

***
Yavaştan günümüze geliyorum;

Selevkoslar’dan Romalılara, hemen ardından 395 yılında doğu Roma’ya katıldı. VII. yüzyılın ortalarında İslam Devleti’nden 1516 yılında Memlük imparatorluğuna geçti. 1517’de Osmanlı’nın en fazla toprak kazanan padişahı Yavuz Sultan Selim döneminde Mısır seferinde Mercidabık savaşı ile Osmanlı’ya katıldı. Osmanlı’nın dağılma süreciyle birlikte emperyalizm gözünü İskenderun’a da dikti. I. Dünya savaşında Birleşik Krallık’ın egemenliğine giren İskenderun, sırasıyla Fransız, Suriye egemenliği altında kalıp, daha sonra özerk Hatay Cumuriyeti’nin bir şehri konumuna geldi. İskenderun’un ve Hatay’ın önemini bilen Atatürk’ün ömrü yetmese de, İskenderun ve Hatay İsmet İnönü döneminde anavatana katıldı. Böylece Gazi Mustafa Kemal hayatta olmasa da, vefatından 1 yıl sonra Hatay/İskenderun bir Türk kenti oldu.

***
Türkiye’ye katıldığı 1939’dan, 1974’e kadar büyük gelişme gösteremedi. 1974’te üretime geçen Demir- çelik fabrikası ile birlikte büyümeye başladı. Türkiye’nin en büyük 4’üncü limanına da sahip olması İskenderun’un önemini arttırır. Liman kapasitesi yıllık 8.7 milyon tondur.

***
Kısa hikaye böyle, ben şimdi uzun hikayeye geleceğim;

İskenderun’u 15 yıl Mete Aslan yönetti. Ayrıntılarına pek girmeyeceğim o dönemde yaşamadım. Yaptığı iyi işler mutlaka olmuştur elbet, lafım yok. Mete Aslan’dan sonra CHP’li Yusuf Civelek başkan oldu. O da iyi işler yaptı, yollara kilit parke döşedi, iskele açtı, alt yapıyı yeniledi, sahil yolu yaptı, halktan biriydi, aynen öyle davrandı. Belediye’nin borçlarını kapattı. Tek bir yolsuzluk duymadık. Ona da eyvallah.

***

Ama şimdi bir başkan var. İsmi Seyfil Dingil, AKP’li. Geldiği günden bu yana, ismi şaibeden ayrılmadı. Üst üste hukuksuzluk iddiaları çıktı. Göreve geldiğinden beri İskenderun gram ileri gitmedi. Büyükşehir belediyesi ile kavga etti, arayı bozdu. Birkaç gün önce yine Hatay Büyükşehir Belediyesi hakkında suç duyurusunda bulunan AKP İl Başkanı’na aktif destek verdi. Belediye’yi yandaşa açtı, vatandaşa kapattı. Türkiye sahil cenneti bir ülke, bugüne kadar İstanbul, Kocaeli, Balıkesir, Antalya, Mersin sahillerini gezdim. İzmir’i söylemeye gerek yok. Çanakkale, Muğla, Aydın desen namını bütün dünya bilir. Peki, İskenderun? Türkiye’nin belki de dünyanın en büyük sahil şeritlerinden birine sahip, koskoca sahilde gezecek eğlenecek topu topuna 3 ya da 4 kafe veya eğlence mekanı var. Yeni yapılan, AVM renk katmamış mıdır? Belki katmıştır, ama yetersiz. Belki de pahalı. Hem İskenderun’un hem de İskenderun sahilinin canlılığa ihtiyacı var. Sahil ile Büyükşehir ve ilçe belediyesi ortak ilgileniyor yanlış bilmiyorsam. Farketmez, benim işim isimlerle değil icraatlarla. İskenderun’ın Turist çekmeye ihtiyacı var. Yüzülecek yer sahilde zaten yok. Ona diyecek lafım da yok. Yüzecek yer açmak imkansız, deniz doldurma, haliyle derin. Orada çocukluğunda kaçak yüzen biri olarak temizliğine tek kelime ettirmem. Deniz tertemiz. Yüzme mevzusunu geçtim, derdim o değil. Benim derdim, İskenderunlular veya dışarıdan gelen turistler, misafirler akşam İskenderun sahiline çıktığında o harika deniz manzarasını izlerken çeşitli aktivitelerde bulunmaları, sahili canlı görmeleri. Suç kimin bilmiyorum, vatandaşın olmadığı kesin. Gelenler İskenderun’u sıkıcı bulurlarsa, tamamen yönetenlerin suçu, benden söylemesi. Çünkü İskenderun sahiline uzun zamandan beri yenilik gelmedi. Böyle sahile, böyle yöneticiler yakışmıyor. CHP’de kazanmak istiyorsa, bir daha ki dönem aday kartını iyi oynamalı.

Barış Yahya Çinçin

22 Haziran 2016

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: