Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Sözcü hakkında başlatılan algı operasyonunu yazdı. Feyzioğlu, kumpas davalarını hatırlatarak “Her üç – beş yılda bir hafızamızı yitirmek zorunda mıyız?” dedi.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, SÖZCÜ hakkında başlatılan algı operasyonunu kaleme aldı. Feyzioğlu, Odatv’de yayınlanan köşe yazısında ‘Ergenekon’, Balyoz’ gibi kumpas davalarına atıfta bulunarak “Bütün bunları kumpas davaları sürecinde yaşayarak öğrenmiş olmamız lazım. Her üç – beş yılda bir hafızamızı yitirmek zorunda mıyız?” dedi.

İşte Metin Feyzioğlu’nun o yazısı…

1. Bugün Sözcü Gazetesi’nin gözaltına alınan bazı çalışanları savcılıkta ifade verecek.

2. Savcı, onları tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edecek ya da serbest bırakacak.

3. Basına yansıyan suçlama şöyle: Darbe girişiminin yapıldığı gün, Sözcü Gazetesi’nin bir muhabirinin Cumhurbaşkanı’nın tatil yaptığı yeri haber olarak gazetede yayımlatması.

4. Yani darbeciler, Cumhurbaşkanının yerini gazeteden öğrendiler; gazete çalışanları da darbecilere Cumhurbaşkanının yerini telefonla, mesajla bildirmek yerine, gazeteye haber yaparak bildirdiler. Darbeciler, gazeteyi açıp okuyunca, internet sitesine girince, “Hah, bizimkiler Cumhurbaşkanı’nın yerini bulmuş, bize bildiriyorlar. Haydi, darbe yapalım” dediler!

5. Bu iddia yüksek sesle okununca, yüksek sesle gülmek geliyor insanın içinden. Tabii ciddi ciddi soruşturma ve gözaltı ve hatta potansiyel olarak bir tutuklama sebebi yapılmıyor olsa! Trajik!

6. Böyle bir iddia, emin olun tüm F tipi suç örgütü soruşturmalarını ve davalarını gayriciddilik damgasıyla sakatlıyor.

7. Bu hepimize, büyük haksızlık. O gece şehit düşen yüzlerce insanımıza ve onların ailelerine haksızlık. Yıllarca mahkemelerde, zindanlarda bu suç örgütünün kumpası sebebiyle eziyet çeken, haksızlığa dayanamayıp hayatına son veren, yatağa zincirlenip ölüme terk edilen vatanseverlere haksızlık. Her türlü baskıya, tehdide göğüs gerip Milletimizi ve yetkilileri F tipi suç örgütüne karşı uyarmak için yıllarca çırpınan, bu yolda çok bedel ödeyen bizlere haksızlık.

8. İlk günden beri şunu söylüyoruz: Terör örgütleriyle mücadele, hukuk devleti kurallarına uygun yürümelidir. Adalete erişim ve adil yargılanma haklarına muhakkak saygı gösterilmelidir. Çünkü “gerçek”e ancak bu yolla ulaşılabilir.

9. Adalete erişim sağlanmaz, adil yargılanma hakkı ihlal edilirse; devletin yargısı siyasi iktidarın muhaliflerini susturma, ortadan kaldırma aracına dönüşür.

10. Bu, bir yandan bireysel mağduriyetler yaratır. İnsanlar acı çeker, devlete güvenlerini yitirir. Diğer yandan da, devleti yıpratmak, yıkmak, toprak koparmak, ele geçirmek isteyen yasa dışı örgütlerin bu suçlarını örtbas eder.

11. Demokratik olma iddiasında olan bir devlette hukukun üstünlüğü geçerlidir. Güçlünün hukuku değil. Böyle bir devlet, meşruiyetini, hukuka bağlılığından alır. Bir asansör sistemi düşünelim. Devlet, hukuktan uzaklaştıkça, meşruiyeti yıpranır. Devletin meşruiyeti yıprandıkça, devleti bölmek, yıkmak, parçalamak isteyen suç örgütlerinin faaliyetleri içeride ve dışarıda meşru görülmeye başlar. Yani terörle ve suç örgütleriyle mücadelenin başarılı olması, hukuktan uzaklaşılmasına değil, hukuk devleti ilkelerine sımsıkı sarılarak yürünmesine bağlıdır.

12. Suçla mücadele ediyorum derken hukuk yerine keyfiliği koyan her yetkili, niyeti ne olursa olsun, biliniz ki devlete ve kamu düzenine, mücadele ettiği suçtan daha büyük zarar verir.

Bütün bunları kumpas davaları sürecinde yaşayarak öğrenmiş olmamız lazım. Her üç – beş yılda bir hafızamızı yitirmek zorunda mıyız?

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: