Basın Sansürü ne demek? Dünya’da ve Osmanlı’da basın sansürü örnekleri

Türkiye Sözcü’ye uygulanan baskıları konuşuyor. İktidarın hedefi haline gelen Sözcü gazetesine uygulanan baskı kavramı geçmişte dünya’da nasıl uygulandı. Basın sansürü ne demek? Dünya basın geçmişinde sansür örnekleri neler beraber göz atalım.

 

 

Türkiye’de  basın açısından yarın önemli bir gün. Sözcü gazetesinin 3 tutuklu gazetecisi Mediha Ongun, Yonca Kaleli ve Gökmen Uluğ yarın savcılığa çıkarılacak. Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesinde 10.00’da savcı karşısına çıkması beklenen gazeteciler için Sözcü gazetesi halka çağrı yaparak, adliye önünde toplanmaya davet etti.

Basına uygulanan sansürler ne kadar eski de kaldı dersek yanılmış oluruz. İktidarlar bugünde yayın politikaları kendi yönetimlerine ters düşen gazete ve gazetecilere sıkı sansürler, yaptırımlar uyguluyor.

BASIN SANSÜRÜ NE DEMEK?

İnsan var olduğu  ve iktidar olgusu oluştuğu günden beri iktidarını korumak için çeşitli baskı yöntemleri uygular. Bu yöntemlerin başında ise Platon’dan günümüze kadar , kitaplara, yazarlara, şiirlere, şairlere, sinema ile televizyonlara uygulanan sansür kavramı gelir. Tarihte her iktidar ister demokratik, ister faşist, güçlü veya güçsüz olsun sözünden çıkmayan uslu basın istedi.

Sansür kelimesinin genel sözcük anlamı; “Basın, yayın, haberleşme ve sinema, kitap yapıtlarının hükumetçe önceden denetlenmesi veya kısıtlanması işi” olarak tanımlanır. Sanata karşı baskı uygulamasının ve toplumsal sanat düşüncesinin ilk düşünürü olan Platon; sansürü sanat yapıtlarını seçme, kontrol etme, düzenleme ve gerekli gördüğü hallerde dışlama için kullandı. Sansür, daha geniş bir tanımla her hükumetin kendi döneminde kendine yapılan muhalefeti engellemek adına veya kendi ideolojisine uygun olmayan sesi bastırmaya çalışması sonucu sanatsal ifade özgürlüğünün engellenmesi ve bu bağlamda sanat eserlerinin tahrip olması anlamına gelir.

DÜNYA’DA VE OSMANLI’DA BASIN SANSÜRÜ ÖRNEKLERİ

İnsanların, kişisel hak ve özgürlüklerinin bilincine vardığı; düşünce ve basın özgürlüğünün yaygın kabul gördüğü çağdaş toplumlarda sansür bir baskı aracı olarak nitelendirilir. Giderek uygulama alanı daralan sansür ne kadar azaltılmaya çalışılsa da günümüzde halen sıkça kullanılıyor. İnsan var olduğu sürece kullanılmaya devam edilecek gibi gözüküyor.

M.Ö 213’te Eski Çin’de, Çin Seddi’ni yaptıran imparator Shi Huang Di bilimsel olanların dışında kalan bütün kitapların yakılmasını emretti.

Hıristiyanlık ‘ ta uzun yıllar boyunca Katolik Kilisesi’nin Yasak Kitaplar Listesi okunacak kitapları sınırladı. Genellikle devletin egemen din ve ahlakın korunması adına uygulanan sansür, matbaanın bulunuşu ve kitap basımının artması ile kurumsallaştı.

Amerikan kolonilerinde sansür oldukça katı bir biçimde uygulanırdı. Ama 17. ve 18. Yüzyıllarda sansüre karşı başlatılan çalışmalar, sansürün kapsamını, basın ve konuşma özgürlüklerini güvence altına alacak bir biçimde daraltan bir yol izledi.

Osmanlı’da sansür alanında ilk resmi uygulama 1874’te çıkarılan Matbuat Nizamnamesi (Basın Tüzüğü) ile başladı. Bu tüzükle gazete ve dergi çıkarmak izne bağlandı ve hükumete gerekli gördüğü durumlarda yayın organlarını kapatma yetkisi verildi. 2. Abdülhamit yönetimi sansürün en katı biçimde uygulandığı dönem oldu. 1881 yılında kurulan Encümeni Teftiş ve Muayene’ye gazete, dergi ve kitapları yayımlanmadan önce denetleme yetkisi verildi. Bu dönemde basılan her şey siyasal düzene uygunluk açısından denetlendi. Dolayısıyla bu dönemde de hükumletin ideolojisine ters gelen pek çok kitap, gazete ve dergi sansür mağduru edildi. Bunların yanında sanatsal yönden zaten geri kalan  Osmanlı Devleti’nde bu dönemde de sanat ilerleyeceği yerde geriledi.

Önemli Not; Haber Gamze AYVA’nın tezinden yararlanılarak oluşturulmuştur.

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: