Türkiye tarihinin en dikkat çeken açlık grevleri

Türkiye bu günlerde iki eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Akça’nın açlık grevlerini konuşuyor. Toplumda bilinenin aksine hiçbir şey yememek anlamına gelmeyen açlık grevinde, hangi temel ihtiyaçlar sağlanıyor? Türkiye tarihinde kimler ve hangi amaçla açlık grevinde bulundu. Barış Yahya Çinçin araştırdı.

Türkiye  bu aralar iki eğitim görevlisi Nuriye Gülmen ve Semih Akça’nın açlık grevini konuşuyor. İşlerine geri dönmek için açlık grevi yapan iki eğitimci, açlık grevi süresince hiçbir şey yemedi mi? Açlık grevinin ölüm orucundan farkı ne?

AÇLIK GREVİNDE NE YAPILIR

Açlık grevi ve ölüm orucu genelde birbirine karıştırılan iki ayrı eylem türüdür. Açlık grevi adından da çıkarım yapılacağı gibi aç kalmaya yönelik bir eylem tarzıdır. Bu eylemi genelde siyasi  bir mesaj vermek isteyen kitleler uygular. Verilen mesajlar ile  mensubu olunan fikre veya gruba hizmet etmek, bir düşünceyi geniş kesime duyurmak amaçlanır. Açlık grevi, ölüm orucundan büyük ölçüde farklılıklar göstersede toplum tarafından sıkça karıştırılır. Açlık grevinde ölüm orucundan farklı olarak vücudun temel ihtiyaçları su, tuz ve şeker karşılanır. Protestocu hayata bu temel ihtiyaçlarla devam eder. Fakat, 50. günden sonra kişiye  bağlı olarak şuur da bozukluklar meydana gelir. 60. günden sonra ise ölüm vakalarına rastlanır. Ölüm orucunda ise durum tamamen farklı gelişir,  su, tuz, şeker dahil hiçbir gıdanın vücuda girmesine izin verilmez. Uzmanlar tarafından kesinlikle tavsiye edilmeyen bu eylem tarzı, 3 hafta sonra şuur bozukluğu ve böbrek hasarları yaratır.

NAZIM  HİKMET’İN AÇLIK GREVİ

Türk şair Nazım Hikmet 29 Mart 1938’de askeri kişileri üstlerine karşı isyana teşvik suçuyla 15 yıl ağır hapse mahkum edildi. Aynı yılın Ağustos ayında ise askeri isyana teşvikten 20 yıla kadar mahkum edilerek, toplamda  35 yıl ağır hapis cezası aldı. Hikmet’in cezası sonradan 28 yıl  4 aya indirildi.  Çeşitli cezaevlerinde 12 yıl tutuklu kalan şair, 1946 yılında TBMM’ye  bir dilekçe ile başvurarak  tahliyesini istedi, fakat Hikmet’in bu isteği reddedildi. Birleşmiş Milletler Örgütü’ne bağlı hukukçular derneği, Hikmet’in 9 Şubat 1950’de  serbest bırakılmasını talep etti. Bu istekte reddedilince, çabalarından sonuç alamayan  Hikmet 8 Nisan 1950 yılında Bursa Cezaevi’nde açlık grevine başladı.

CELAL BAYAR’DAN YASSI ADAYA TEPKİ İÇİN GREV

1960 darbesi ile tutuklanıp Yassı Ada’ya gönderilen  Celal Bayar, adli tıp raporuna göre 22 Mart 1963’te Kayseri cezaevinden tahliye  edildi. Lakin, 6 gün sonra tekrar gözaltına altına alınan Bayar aynı cezaevine yollandı. Bu kararı protesto etmeyi amaçlayan Bayar 3 günlük açlık grevi gerçekleştirmeye karar verdi.

DENİZ GEZMİŞ,  YUSUF ASLAN,  HÜSEYİN İNAN’IN İDAMDAN ÖNCE AÇLIK GREVİ

1972’de idam cezası ile yargılanan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, idam edilmeden 12 gün önce Mamak askeri cezaevi’nde açlık grevi başlattığını duyurdu.

12 Eylül darbesinden önce ve sonra çok sayıda açlık grevleri yapıldı. Bu açlık grevlerinde en dikkat çeken Metris,  Mamak ve Diyarbakır cezaevleri oldu. 1984 yılında Metris cezaevi’nde başlayan, üç kişinin ölümüyle sonuçlanan açlık grevi yaşandı. 14 Ağustos 1983’te hapishane yönetimi tarafından başlatılan, koğuşlardaki mahkumlara ait eşyalara el konma, aranmaların onur kırıcı şekilde yapıldığı iddia edilerek, Devrimci Sol ve TİKB(Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği) gibi marjinal gruplar tarafından 11 Nisan 1984’te açlık grevi başlatıldı. 400 mahkumun katıldığı bu grevlerin 45. gününden sonra eylem ölüm orucunda dönüştü. Açlık grevindekiler şunları talep etti;

  • Tek tip elbise uygulamasının kaldırılması
  • İşkencelerin sona ermesi
  • İnsani ve Sosyal yaşam koşullarının düzenlenmesi
  • Siyasi tutukluluk hakkının tanınması

Yapılan grev sırasında  ölümler yaşandı. Abdullah Meral 63 gün, Haydar Başbağ, Fatih Ökütülmüş 66 gün, Hasan Telci 72 gün(öldü), Zeynel Polat ise 75 gün açlık grevi yaptı. 1985 yılında Metris cezaevinde açlık grevlerine devam eden 35 kişi kaldı. Şubat 1987’de tek tip kıyafet uygulamasına  son verildi. Çıkan kararla açlık grevleri bir süre durdu.

ANADOLU’YA YAYILAN AÇLIK GREVİ

Temmuz 1987’de Sağmacılar cezaevi’nde 50 mahkum açlık grevine başladı. 50 mahkumun başlattığı grev, Anadolu’daki cezaevlerine de yansıdı.  Ağustos 1987’de TAYAD (Tutuklu ve Hükümlü Aileleri İle Dayanışma Derneği) ile yönetimin yaptığı  anlaşmalar neticesinde istekler onaylandı ve grevler durdu.  1988  yılında  Diyarbakır Cezaevi’nde Mehmet Emin Yavuz açlık grevi yaparken öldü. Dönemim Adalet Bakanı Mehmet Topaç tarafından çıkarılan tek tip kıyafet uygulaması hakkında  bir genelge verilmesine rağmen çok sayıda hapishanede açlık grevleri başlatıldığı için uygulamaya konulamadı. Necmettin Erbakan ve Tansu Çiller’in koalisyon hükumetiyle ilgili yönetimde bulundukları 1996 yılında  Adalet Bakanı Mehmet Ağar’ın çıkarttığı cezaevleri ile ilgili Mayıs genelgesi olarak bilinen genelgeyi protesto etmek için açlık grevleri başlatıldı. Mayıs sonuna kadar ülkede  43 cezaevine yayıldı. Toplam 2174 mahkum açlık grevi, 355 mahkum da ölüm orucu başlattı. İlk açlık grevi bölücü terör örgütü PKK  davasından tutuklu kişilerle başlatıldı. Bu olay sonucunda 10 kişi öldü. Hükumetin değişmesi ile Ağar’ın yerine gelen Şevket Kazar bu genelgeyi iptal etti.

Bu açlık grevlerinden terörist başı Öcalan’ın davası  Mayıs 1999’da Ankara DGM(Devlet Güvenlik Mahkemesi) tarafından hazırlanan iddianamede terör örgütü  PKK faaliyetlerinin bir parçası olarak cezaevi faaliyetleri şeklinde söz edildi.

BİR SONRAKİ TOPLU GREV “2000” YILINDA

Kitlesel olarak adlandırılan bir sonraki açlık grevi 2000 yılında birden fazla cezaevi’nde aynı anda baş gösterdi. F tip cezaevlerinin kapatılması, terörle mücadele yasasının kaldırılması gibi taleplerle 816 mahkumun başlattığı açlık grevleri  bir ay sonra ölüm orucuna dönüştü. Ölüm orucuna dönen grevlere, Hayat operasyonu adı verilen operasyonlar düzenlendi. Gerçekleştirilen operasyonlarda otuz mahkum öldü, iki jandarma şehit oldu. Açlık grevlerine son verilmesi adına Yaşar Kemal, Zülfü Livaneli, Orhan Pamuk gibi ünlü isimler görüşmeler gerçekleştirdi.

1996 ve 2000 yılları arasında birçok mahkum Wernicke Korsakoff  sendromu dahil olmak üzere açlığa bağlı çeşitli hastalıklara yakalandı. Türkiye Cumhuriyei’nin başkenti Ankara’da TEKEL işçileri tarafından gerçekleştirilen kitlesel açlık grevleri , ulusal ve uluslararası basında yer aldı, siyasi platformda tartışmalara sahne oldu.

Barış Yahya Çinçin

Özel Haber/ Kemalist Portal

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: