“Mühürsüz” zarflar ile oy pusulalarının geçerli sayılmasına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararı (1) halkı isyan ettirdi.

Sosyal medyada dilekçe örneğini gören soluğu YSK’da aldı.

Vatandaş hukuka sığınmakta haklı.

Lakin yanlış yönlendiriliyor:

Halk oylamasının “evet” ile sonuçlanmasından sorumlu olanlara tepki gösterecek yerde, yine onların yönlendirmesiyle havanda su döverek rahatlatılmaya çalışılıyor.

Siyasetin utanmaz-arlanmaz ağaları, bu durumda bile, siyasi rant toplamayı ihmal etmiyorlar. (2)

CHP, HDP ve Vatan partisinin “tam kanunsuzluk” nedeniyle YSK’ya ayrı ayrı verdikleri dilekçeler, beklendiği gibi reddedildiler… (3)

Tam bir hukuk skandalı yaşanıyor!

***

Ana muhalefet partisinin lideri, itiraz yollarının tıkanması durumunda anayasa değişikliğini “gayrimeşru” sayacaklarını ilan etti.

İtiraz başvurularından sonuç alamamaları durumunda tavırlarının ne olacağına dair soruya:

“Yapılan değişikliği gayrimeşru sayacağız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) var.

Gerekirse oraya kadar götüreceğiz” dedi…(4)

Rejimin değiştirilmesine sebebiyet veren anayasa değişikliği ile ilgili halkoylamasını “gayrimeşru” ilan eden Y-CHP’nin son durağı AİHM…

O da gerekirse!

“Dağ fare doğurdu” sözü böyle zamanlarda söylenir!

***

Hükümet adına açıklamayı Adalet Bakanı Bekir Bozdağ yaptı.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcilerinin hazırladığı raporda: “Türkiye referandumu eşit olmayan şartlar altında yürütüldü, YSK’nın kararı da kanunla çelişiyor” ifadelerine yer verilmesi üzerine; Anayasanın 79/2. maddesine gönderme yaparak, “YSK’nın kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz” dedi. (5)

Kılıçdaroğlu, YSK kararını “tanımayarak” yapacağı eylemi zaten belli etmişti:

Yasal yollara başvurulacak.

Yasal yollardan sonuç alınamazsa, ki bu olasılığa karşı yeni bir eylem planı önerilmediğine göre- bu

defa halkoylamasının sonucunu tanıyacak!..

Dersimli Kemal, halkı sokacağa çağıracak değil herhalde.

Kaldı ki, onun peşinden sokağa çıkacak halk da bu ülkede yaşamıyor!

Daha önce etkili muhalefet yapamadığı şeklindeki eleştirilere; “Harakiri mi yapacağız” yanıtını (6) veren Kılıçdaroğlu’nun, bir tek istifa etmesi halinde, o da kutlama yapmak için halk sokağa çıkabilir…

***

Anayasa değişikliklerinin TBMM’nde görüşülmesi sırasında; “gizli oy” ilkesinin ihlal edilmesi

nedeniyle, yasal yollara başvurmayı gereksiz bulan Kılıçdaroğlu, bu defa en etkili eylem olarak AİHM’ne başvurma yolunu seçti.

İskelet olmayınca adam durduğu yerde böyle yığılıp kalır!

TBMM’ndeki görüşmeler sırasında:

“Söz konusu olan milletin egemenliğiyse, bu konuda asıl yüce divan halkın divanıdır, milletin divanıdır. İşte bunun için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gitmeyeceğiz, başvurmayacağız” demişti…(7)

Kılıçdaroğlu, “milletin divanı” polemiği ile kullanmadığı yasa yollarını, şimdi tek seçenek gibi sunuyor!

CHP’nin tabanı bu işe ne diyor?!

İletişim olanaklarından yoksun olan “Hayır cephesi”nin en önemli olanağını, kendi çapsızlığı yüzünden kaybettirdi:

Oysa, anayasa değişikliklerinin Resmi Gazete’de yayınlanmasından sonra 60 günlük başvuru süresi vardı ve bu süre propaganda için kullanılabilirdi.

Aynı şekilde, başvurudan sonra AYM de bir kaç ay sonra karar verebileceği için bu süre de propaganda süresine eklenecekti.

Ne yazık ki, Y-CHP’nin hiçbir şekilde savunulamayacak olan bu kararını Vatan Partisi de desteklenmiştir.

Halkoylamasının kıl payı “evet” çıkmasında, bu iki partinin ağır sorumlulukları vardır.

Anayasa değişikliklerine “evet” diyeceğini açıklayan ve bütün derdi Osmanlı hanedanının hayatta kalanlarını aylığa bağlatmak olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu, Cumhurbaşkanlığına aday göstererek, Erdoğan’a bu yüce makamı hediye eden “Devrimci Kemal”in sorumluluğu, kuşkusuz Perinçek’ten kat kat fazladır.

Stratejik bir hata yapıldı…

***

Dersimli Kemal’in YSK üyelerine dönek: “O koltuklardan ineceksiniz, aşağıya indireceğiz sizleri” şeklindeki sözleri, (8) ancak AKP’nin iktidardan uzaklaştırılması ile anlamlı hale gelebilir.

Ne var ki, 7 Haziran seçimlerinde, halkın iktidardan düşürdüğü AKP ile “geçmişe sünger çekerek” koalisyon kurmak için taklalar atan Kılıçdaroğlu’nun, öyle bir derdi yok niyeti de.

Denebilir ki:AKP iktidarının bugüne kadar sürmesinin birinci derecedeki aktörü Devlet Bahçeli ise ikincisi de Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

15 yıldır AKP iktidarlarının önündeki taşları birlikte temizlediler.

Şimdi, muhalefet yapıyormuş gibi yapıp, halkın gazını almaya çalışıyorlar!..

“Delegeye çay getir”!..

***

Gelelim en can alıcı sorunun yanıtı aramaya:

Atı alan Üsküdar’dan döner mi?

Bu sorunun yanıtını vermeden önce, konu ile ilgili mevzuat hükümlerine göz atmak gerekiyor.

Erdoğan’ın “Geçti borun pazarı…” şeklindeki özetlenen fikrinin dayanağı, Anayasanın 79. maddesidir.

Bu maddeye göre; “Yüksek Seçim Kurulu kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz”.

Aynı şekilde; 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 111. maddesinde:“Yüksek Seçim Kurulunun re’sen veya itiraz üzerine vereceği kararlar kesindir” denmektedir.

131. maddede ise, yazılı şikayetler üzerine, Yüksek Seçim Kurulunca derhal ve kesin olarak karar verilir” denmektedir.

YSK kararlarının kesinliği 132. maddede:”Kurulun kararları kesindir. Aleyhine hiçbir mercie ve kanun yoluna başvurulamaz” denilerek bu husus bir kez daha vurgulanmıştır.

***

298 Sayılı Yasa, 2 Mayıs 1961 tarihinde yürürlüğe girdi.

79. madde üzerinde bugüne kadar hiçbir değişiklik yapılmamıştır.

Sırası geldiği için anımsatalım:

Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek mahkemelerin kesin olarak verdiği kararlar aleyhine de hiçbir

makam ve mercie başvurulamıyordu.

Ne var ki, 2010 referandumu ile AYM’ne “Bireysel Başvuru” hakkı tanınmış olmakla, bu mahkemelerin kesin olan kararlarına karşı itiraz yolu açılmıştır.

Yüksek mahkemelerin kesin kararlarına karşı açılmış olan itiraz yolunun bir “kurul” olan YSK kararlarına kapalı tutulması, hukuk devletlerinde savunulacak bir durum değildir.

Bu nedenle YSK kararlarına karşı da AYM’nde bireysel başvuru hakkı kullanılmalıdır.

Bireysel başvuruların AYM’nce karara bağlanacağı 07.05.2010 değişikliği ile hüküm altına alındığı için, son anayasa değişikliği ile hiç değiştirilmemiş olan 79. maddenin “zımnen ortadan kaldırıldığını” kabul etmek en çağdaş yargısal yorumdur.

Bu konudaki yorumu hiç kuşku yok ki, AYM’nin yapması gerekiyor.

***

Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 45. maddesi:

Anayasa ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edilmesi halinde herkesin AYM’ne başvurabileceğini garanti etmektedir.

Tek şart, idari ve yargısal yolların tüketilmiş olmasıdır.

Seçimlerde 298 Sayılı Yasanın amir 98. maddesinde sandık kurulları veya en son kararı vermekle YSK tarafından ihlal edilmiş olması, aynı zamanda yurttaşların “seçme ve seçilme özgürlüğü”nün ihlalidir…

Dolayısıyla, önceden YSK’ya başvuru yapmadan; mühürsüz zarflar ile pusulaların geçerli sayılmasına dair 16.04.2017 tarih ve 560 sayılı kararın iptali için AYM’ne bireysel başvuru yolu kullanılabilmelidir…

***

AYM’nden sonuç alınamamış olması halinde, 6 ayı geçirmeden AİHM’ne başvuru önünde bir engel yoktur.

AİHM’nde; Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 14. maddesinde tanınan “Adil yargılanma hakkı” ile 25/b maddesinde ifade edilen “Siyasi haklar”ın ihlal edildiği ileri sürülmelidir.

AİHM, sadece hukuka aykırılığı saptayıp hüküm altına alacağı için, halkoylaması Türk makamları tarafından iptal edilene kadar geçerliliğini sürdürecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, AİHM’nin verdiği karara uymaması söz konusu olabilir mi?

Elbette olabilir…

Bunun ise bir müeyyidesi yoktur!

Belki, Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik başvurumuzu askıya alabilirler.

Hepsi o kadar.

AKP hükümetleri de zaten AB’yi çoktan gözden çıkarttılar…

***

Dilin kemiği yok; “Halkoylamasını tanımıyorum” demek kolay…

Önemli olan, bundan sonra ne yapılacağını söylemek ve onun çözüm olup olmadığıdır.

Çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini birkaç yıllık milletvekili maaşı alabilmek için satanlara, yazıklar olsun!..

Cumhuriyete ihanet edenlere lanet olsun!..

Halkın inandığı değerleri tekrar ederek, halkı aldatanlar kahrolsun!..

Cemil Can

DİPNOTLAR: (1) http://www.ysk.gov.tr/ysk/content/conn/YSKUCM/path/Contribution%20Folders/Kararlar/2017-560.pdf (2) http://www.ensonhaber.com/chpli-tekin-bingol-kazanan-tek-lider-kilicdaroglu-2017-04-17.html

(3) http://www.ysk.gov.tr/ysk/faces/HaberDetay?training_id=YSKPWCN1_4444023136&_afrLoop=104897500921126&_afrWindowMode=0&_afrWindowId=mexjfdbmx_10#%40%3F_afrWindowId%3Dmexjfdbmx_10%26_afrLoop%3D104897500921126%26training_id%3DYSKPWCN1_4444023136%26_afrWindowMod

One Response to CEMİL CAN YAZDI : ATI (Ç)ALAN GETİRİR Mİ?
  1. http://sunsavunma.net/guncel/ati-alan-uskudari-gecti-mi/

    ‘‘AGİT diye bir örgüt var Avrupa’da. Kendilerine göre bir rapor hazırlıyorlar. Seçimler şöyle olmuş, böyle olmuş. Önce haddinizi bilin. Sizin hazırlayacağınız o siyasi içerikli raporları biz ne görürüz ne duyarız ne biliriz. Biz yolumuza devam ederiz. Onu siz külahımıza anlatın. Bu ülke, batının hiçbir ülkesinde görülmeyen en demokratik seçimlerini gerçekleştirmiştir. Sizler, Türkiye’nin bakanlarını Avrupa’ya sokmazken utanmadan sıkılmadan bu seçimler hakkında gölge düşürmede boşuna yola girmeyin. Artık sür eşeği Niğde’ye. Niğdeli kardeşlerim ne diyeceğini iyi bilir. Seçimlere kadar geçecek süreçte kurumlarımızla iş birliği içinde uygulayacağız bunları. Milletimizin bize işaret ettiği yol budur. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.


[top]

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: