Uzun zamandır Şevket Çoruh ile ilgili yazı yazacağım bir türlü fırsat bulamadım. Yazıya Şevket Çoruh’un yeni açtığı “Baba Sahne” adlı tiyatro sahnesinin hayırlı ve uğurlu olmasını dileyerek başlamak isterim…
*
30 Haziran 1973’te İstanbul’da terzi bir anne ile şöför bir babanın çocuğu olarak doğdu. Babasının ismi Selamiydi, Üsküdar- Kadıköy hattında otobüs şöföflüğü yapıyordu. 14 yaşından tee 24 yaşına kadar Maltepe’de koştu, oynadı, büyüdü. Ailesi aslından Artvinliydi. Direnişin, boyun eğmemenin, haksızlığa karşı durmanın, halkın yanında yer almanın doğanın kenti, yeşilin memleketi güzel Artvinli oluşundan geldiği bal kabağı gibi açıktı odun Mesut’un. Dizide ona odun diyorlardı ama pırlanta gibi yüreği vardı aslında. Osmanlı- Rus savaşı bittiğinde Ardanuç’un Anaçlı köyünden İstanbul’a göç etmişti ailesi. İlk ve Ortaöğretimini Tarık Akan’ın Taşmektep ilkokulunda tamamladı. Lise’yi Kartal Anadolu Lisesinde bitirdi. Liseden sonra hayatını değiştirecek, hayatına yön verecek “Müjdat Gezen Sanat Okulu” ile tanıştı. Macera başlamıştı, büyük oyuncu olma yolunda adım adım ileryecekti bu saatten sonra…
*
1989 yılında itibaren çeşitli tiyatro oyunlarında yer aldı. O artık “Kokoreççi” tiplemesiyle ünlüydü. Broadway geçmişinde sahnelenen en uzun tek kişilik oyun olan Caveman adlı tiyatro oyunun Türkiye’de oynandığı ikinci sezonunda 23 Ekim 2010 tarihinden itibaren rol aldı.
2006 yılında uzun süre devam edecek “Arka Sokaklar” serüveni başladı. İsmi Mesut’tu, yıllarca terörle mücadele etmiş, oğluyla yaşam mücedelesi veren bir polisi memurunun hikayesini anlatıyordu.
Dizide bile vatanseverdi Şevket Çoruh, mert, delikanlı, dürüst, namuslu. Herkes onun bu özelliklerinin sadece diziden ibaret olduğunu sandı.

Çıktı, işinden olma pahasına hayır dedi. Madem ki İrfan’ı hakkı olan düşüncesini açıklamasından dolayı işinden kovdunuz, “Bende hayır diyorum, beni de kovun” dedi. Artık herkes Mesut’un gerçektede ne kadar yürekli, vatansever, mert olduğunu biliyordu. Birçok yalakanın, yavşağın arasında ne pahasına olursa olsun bozmadı dik duruşunu, binlerce meslektaşı ülkede yaşanılan bu kadar adaletsizliğe, haksızlığa karşı susup, kendisine söylenileni yaparken o bunu yapmadı.
Çokta geç kalmadı zaten, iktidara nasıl yakın dururum, nasıl yalakalık yaparım diyenler fazla beklememişti, onu da çıkarmıştı işinden.
O da aynısını yapamaz mıydı?, herşeye, herkese kulaklarını kapatıp işini yaparak, parasını alamaz mıydı? diğer meslektaşları gibi.
Ama o öyle yapmadı. Tipik bir Türk ailesinin çocuğuydu, karadenizin kökleri hala üzerindeydi. Bugün ünlü, rahatım yarınlar umurumda değil diyerek halka sırtını dönmedi. Onların mücadelesine destek olacağım, bende buradayım dedi.
Durumun ne kadar ciddi olduğunu halka anlatmak için işinden oldu, ve siz hala durumun ne kadar ciddi olduğunu anlamadıysanız, durum vahim demektir.
Sizce Şevket Çoruh yukarı da saydığım bu kadar övgüyü hak etmiyor mu Allah aşkına.
*
Bizim atasözlerimiz boş değildir, hepsinin yaşamda bir karşılığı vardır. “Kalıbının adamı” herkese denmez, sadece kalıbının adamı olanlara yakışır.
Şevket Çoruh kalıbının adamıdır.
Barış Yahya Çinçin
01.04.2017

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: