Erdoğan ve Binali, “Ey Kılıçdaroğlu” diye söze başlıyorlar ama anayasa değişiklikleri ile ilgili bir şey dedikleri yok…

En anlaşılır sözleri:

“Yolları böldük ama Milleti birleştirdik”!..

Milleti kim böldü de siz birleştirdiniz?

En kolay hedefleri Kılıçdaroğlu’na iki koldan saldırıyorlar:

Kılıçdaroğlu:

“Cevap verecek mi diye bekliyorlar vallahi vermeyeceğim” diyerek(1) doğru bir strateji izliyor …

Tarzan bayağı zorda!

Bu defa “mağduriyet ekmeği”ni yiyemeyecekler gibi…

***

“Hayır” oylarının önde olmasını sindiremeyen bazı fanatikler, hedef gözetmeden ulu orta sövüyorlar.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Kılıç:

“16 Nisan’dan sonra gazetecilerin de a… koyacağız” dedi… (2)

Göreceğiz kim kimin…

***

AKP’nin, Almanya ve Hollanda ile gerilim yaratıp milliyetçi oyları toplama planı da beklenen etkiyi yapamadı.

Erdoğan’ın “Nazi” benzetmesi, Almanları kızdırdı ama Türklerin “çifte vatandaşlık” hakkını da riske attı.

Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birliği (CDU), Eylül ayında yapılacak seçimler öncesinde, Türklere verilen çifte vatandaşlığı değerlendirmek istiyor.

Hristiyan Sosyalist Birlik Partisi (CSU) ise, 23 yaşına gelen çifte vatandaş konumundaki kişilerin “tercih” yapmasını öngören “opsiyon modeli”ne geri dönülmesini istiyor.

Anlaşılıyor ki, her şart altında fatura Avrupa’da yaşayan Türklere çıkartılacak.

İlginçtir:

Buna rağmen, Avrupa’da “evet” oyları artacak diyenler var!

***

Yöneticilerimizin AB ülkelerine karşı ölçüsüz saldırılarına yanıt ABD ve İngiltere’den geldi:

Bu iki ülke, aldıkları kararlar ile Türk yolculara cep telefonu dışındaki elektronik cihazları kabine getirmeyasağı koydular.

Türkiye, artık dünyanın en tehlikeli 6 ülkesi; Suudi Arabistan, Tunus, Mısır, Lübnan ve Ürdün ile aynı ligde gösteriliyor:..

Bu “mağduriyet”in, “hayır” oylarını ne kadar artıracağını ise, birkaç hafta sonra göreceğiz!

***

İktidar “evet” oylarını artırmak için akıl almaz yöntemlere başvuruyor:

Diyarbakır sokaklarına asılan ve tepkiler üzerine kaldırılan:

“Her ‘evet’ Şeyh Sait ve Arkadaşlarına bir Fatiha’dır” pankartının, (3) “evet” oyalarını artıracağına inanılıyor!..

Pankartı asan Diyarbakır İl Başkanı Muhammet Akar, Şeyh Sait’in torunu çıktı. (4)

Şeyh Sait, Cumhuriyet tarihinin önemli bir figürü…

***

Yeni anayasa ile Türkiye’nin nereye götürülmek istendiğini, en iyi Şeyh Sait pankartı anlatıyor.

Keşke kaldırılmasaydı…

Bu fırsattan yararlanarak, Şeyh Sait’in kim olduğunu bir kez daha tartışma olanağını bulurduk.

İzleyenler bilir, bu sorunun yanıtını daha önce de aradık.

Mehmet Perinçek’in Rus arşivlerinden topladığı belgelerden anlaşıldığına göre:

“Kemalist devrim, ‘toprak reformu’ ile Doğu’daki feodal beyleri ürkütmüştü…

Yerli sanayicisini ve kendi pazarını korumak için Avrupa sermayesine özenle yaklaşan milli politikalar, Batı’dakikomprador burjuvaziyi korkutmuştu…

‘Ruhban sınıfı’ ise yapılan devrimlerle iktidarlarını ve ayrıcalıklarını kaybetmeye başladı.

İşte, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası da bu grupların çıkarlarını korumak temelinde kurulmuştur…

Şeyh Said, 1. Dünya Savaşı öncesinde dönemin Türk hükümetini yıkma girişimi içerisindeydi.

Hükümet orduları tarafından dağıtıldıktan sonra, Çarlık Rusya’sı konsolosluğuna saklanmıştı…

Savaşın arifesinde çar ajanı olarak çalışmıştı.

Bir gerçek daha var ki, bütün Kürt aşiretleri Şeyh Sait‘in peşinden gitmemiştir.

Bazıları, Ankara’ya bağlılığını bildirmiş ve Şeyh Sait’i İngiliz görevlisi olarak nitelendirmişlerdi.(5)

Şeyh Said İsyanı, Kızıl Ordu raporlarında da yer aldı.

Bu raporların birinde şu noktaya dikkat çekilmiştir:

‘İngiltere 1.Dünya Savaşı’ndan beri, Türkiye’nin bağımsızlığını tamamen yok etmeye ve topraklarını farklı devletlereayırmaya çalışıyordu. Aslan payının kendisine kalacağı Irak devleti, bu toprakların başında geliyordu. İngilizlergerici-burjuva feodal güçleri, Lozan Konferansı’nda çözülemeyen, İstanbul Konferansı’nda iyice gerginleşen ‘Musul Sorunu‘nu, kendi lehlerine çözmek amacıyla kullanmaktaydı. İngilizler doğrudan etki edebilecekleri bir Bağımsız Kürdistandan yana olmuşlardır.’

Halk bu savaşın sadece silahı olmuştur.

Zengin petrol kaynaklarına sahip ve özellikle de Kürtlerin yaşadığı bu bölgenin, Türkiye’nin mi yoksa İngiliz güdümündeki Irak’ın mı parçası olacağına karar verecek olan Milletler Cemiyeti‘nin, Musul Sorunu ile ilgili Karma Komisyon’un bölgeye geldiği sırada isyanın patlak vermesi anlamlıdır.

Denebilir ki, Şeyh Sait isyanı, feodal-gerici hilafet yanlısı unsurların, genç Cumhuriyet’e yönelik bir suikastıdır.

Bu bakımdan Doğu illerimizde yaşanan Kürt isyanlarını, karşı-devrimci olmakla birlikte, yerel hareketler olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni toptan hedef alan, dış bağlantılı iç tehditler olarak kabul etmek gerekir.” (6)

Bugün AKP’nin sahiplendiği Şeyh Sait’i, anayasa referandumunda öne çıkartmakla, aslında yeni rejimin tarifi yapılmaktır!..

Türk halkı, 16 Nisan’da yeni anayasaya “hayır” diyerek, feodal-gerici hilafet yanlısı Şeyh Sait’in şahsında somutlaşan bu büyük tuzağa düşmeyecek ve gelecek kuşaklara bir şans daha tanıyacaktır!..

Cemil Can

DİPNOTLAR:

 

(1) http://www.dha.com.tr/kora-halinde-bana-saldiriyorlar_1484738.html

 

(2) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/704255/AKP_li_baskan_yardimcisi_boyle_tehdit_etti___16_Nisan_dan_sonra_a…_koyacagiz_.html

 

(3) https://tr.sputniknews.com/turkiye/201703241027784144-ak-parti-diyarbakir-seyh-said-evet/

 

(4) http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/skandal-pankarti-asan-seyh-saitin-torunu-cikti-1754942/

 

(5) http://odatv.com/sovyet-arsivi-seyh-said-ingiliz-yanlisi-diyor-1509141200.html

 

(6) http://www.chp-muhalefethareketi.biz.tr/2015/05/y-chpnin-son/

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: