Anayasa oylamalarının ilk günü rezaletlerle sona erdi. Aynı kabinde oy kullanan AKP milletvekilleri, oylarını siyasi komiserlerine gösteren vekiller. Demokrasi tarihinin utanç günü oldu.

KANUN-İ ESASİ ve YENİ ANAYASA

AKP’nin yeni anayasa diye önümüze sürdüğü şey 1876 Osmanlı Kanun-i Esasi’sine ciddi şekilde benzemektedir. Kanun-i Esasi’de Türk kelimesi sadece 18. Maddede geçer. “Tebaai Osmaniye’nin hidematı Devlette istihdam olunmak için devletin lisanı resmisi olan Türkçe’yi bilmeleri şarttır.” Yani devlet görevlilerinin Türkçe bilmesi zorunludur.

Kanun-i Esasi’nin 7. Maddesi padişaha meclisi feshetme yetkisi veriyordu. Yani Meclis-i Mebusan danışma ve öneri meclisiydi. Hiç bir yaptırım gücü yoktu.

2. Abdülhamit 14 Şubat 1878’de 7. Maddeden aldığı yetki ile meclisi kapatmıştır.

Önümüze yeni anayasa diye getirilen şeyde de Türk kelimesi sadece değiştirilemeyen ilk 3 maddede ve Türkiye Büyük Millet Meclisi derken geçmektedir.

Partili cumhurbaşkanına meclisi feshetme yetkisi verilmektedir.

Yani TBMM danışma ve öneri meclisinden öteye gitmemektedir.

Yani milli irade gidiyor, tek bir kişinin iradesi geliyor.

Yarım yamalak demokrasi de gidiyor, kalmıyor.

Bahçeli ve MHP Türklüğü yok sayan anayasa taslağına nasıl destek veriyor. Nerede milliyetçilik?

Bekir Bozdağ mecliste konuşuyor.

“Sistemin gereği nedeniyle güvenoyu yok, gensoru yok. Ama gelişmiş denetim mekanizmaları var. Meclis komisyonu var, meclis araştırması var.” dedi.

Meclis çoğunluğu zaten iktidarın elindeyken meclis araştırmasından, meclis komisyonundan çıkacak sonuç belli değil mi?

Meclis Araştırma Komisyonu’na giden herhangi bir konunun araştırılıp sonuca ulaştığını siz gördünüz mü? Benim aklıma en son Soma Faciası ve tabi ki aylardır süren 15 Temmuz araştırması geliyor.

Bir söz vardır. “Bir konunun üstü örtülmek isteniyorsa Meclis Araştırma Komisyonu kurulur.”

HSYK konusu var bi de. 15 üyenin 12’sini cumhurbaşkanı geri kalanını meclis belirliyor. Orada da çoğulcu değil çoğunlukçu sistem var. Yani mecliste çoğunluğu alan parti bütün üyeleri belirliyor. Sıfır fire.

Denetim yok, bağımsız yargı yok, meclis yok. Bu nasıl demokrasi?

KIBRIS’TA NELER OLUYOR?

Anayasa oylamaları sürerken gözden kaçırmamamız gereken bir Kıbrıs konusu var. Anadolu Ajansı’nın haberine göre Erdoğan ile Çipras görüşmüş.

Haber şu şekilde;

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ErdoğanYunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ile telefonla görüştü.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, akşam saatlerinde gerçekleştirilen görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Çipras, Kıbrıs meselesi hakkında görüş alışverişinde bulundu.

Recep Tayyip Erdoğan ve Aleksis Çipras, Cenevre’deki müzakerelerden olumlu bir netice alınabilmesi için tüm tarafların yapıcı bir tavır içinde olmalarının önemine dikkati çekti.

Sene 2008. Lise 3. Sınıftaydım. Rauf Denktaş Bornova Anadolu Lisesi’ne gelmişti. Bizim dersimiz boştu. Okul bahçesinde gezerken müdür yardımcısına yakalanmıştık. Bizi konferansa sokmuştu.

Denktaş o zaman 83 yaşındaydı. Artık KKTC Cumhurbaşkanı değildi. İlerleyen yaşına rağmen hala mücadeleye devam ediyordu. Annan planları zamanıydı.

Denktaş oturarak konuşsun diye masa hazırlanmıştı. Kürsüye çıktı. Oturmadı. 83 yaşındaki Denktaş bir buçuk saat ayakta konuştu. İhaneti anlattı. Emperyalistlerin Kıbrıs planlarını anlattı. Muhteşem bir konuşma yaptı.

Konuşmasını şöyle tamamlamıştı Denktaş: “İki kitabı okuyun. 1- Kuran’ı Kerim’i okuyun dininizi öğrenin. 2- Gazi Mustafa Kemal’in Nutuk’unu okuyun. Atatürk’ü öğrenin.

Şimdi Kıbrıs’ı masada kaybediyoruz. Kıbrıs’ı vermek Rauf Denktaş’a, Fazıl Küçük’e, Ecevit’e ihanettir. Şehitlerimize, gazilerimize ihanettir. Kıbrıs Türktür, Türk Kalacak!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: